GençTurizmciler Soruyor - TUROB Genel Sekreteri Faruk Boyacı |
20 Ekim 2010 |
"Genç turizmciler, değişime inanan, yeniliklere açık, mücadeleci bir ruhla Turizme katkı sağlayabilecek yeni projeler üretecek şekilde çalışmalıdır. Ayrıca, sürdürülebilir Turizmin mantığını benimseyip, nitelikli politikalarla gelecek nesillere örnek olmak da çok önemlidir."
Turizm sektörünün yenilikçi ismi Faruk Boyacı kimdir? Kısaca kendinizden ve yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğünüz Sirkeci Grup Otelleri'nden bahsedebilir misiniz?
1988 yılında Sirkeci bölgesinde açılan ilk otelle birlikte Turizm sektörüne giriş yaptım. 22 yıllık sektör geçmişi içerisinde ortaya çıkarılan pek çok otel ve yeme-içme tesisinin ötesinde başta Sirkeci bölgesi olmak üzere tarihi yarımada ve İstanbul Turizminin gelecek stratejileri ve vizyonunu oluşturmada her zaman çok ciddi bir çaba içerisinde oldum. Şu anda da TUROB Genel Sekreterliği, Sirkeci Derneği Başkanlığı, Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi Danışma Kurulu üyeliği, Fatih Platformu üyeliği, Fatih Kent Konseyi üyeliği gibi pek çok platformda projeler ve düşünce üretmekteyim.
Sirkeci Grup olarak 1988 yılında başladığımız Turizm faaliyeti bugün 4 otel, 4 restoran ve 1 publa devam etmektedir. Sirkeci Grup, devam eden yatırımlarıyla birkaç yıl içerisinde yaklaşık olarak 900 yatak kapasitesine sahip bir otel grubu olacaktır. Sirkeci Grubun bunun ötesinde temsil ettiği esas misyon, tarihi yarımada içerisinde kötü otelciliği tarif etmekte kullanılan "Sirkeci oteli gibi" imajını ortadan kaldıran bir stratejik eylem planı içerisinde hareket etmesidir. Aslına bakılırsa Sirkeci Grup, entegre bir Turizm anlayışı benimsenmeden sürdürülebilir bir Turizm yapılamayacağını, bundan on beş yıl önce algılayarak bütün çalışmalarında bölgenin gelişmişliğini ve kalkınmasını kendi esas faaliyetinin önüne koymuştur.
Oslo ve Stockholm'e yaptığınız gezi ve yazdığınız yazı dikkatimizi çekti. Bölgede size ilginç gelen uygulamaların İstanbul'da uygulanması ne derece mümkün?
Bugün gelinen noktada dünyadaki Turizm kentleri arasında çok büyük bir rekabet ortaya çıkmıştır. Her şehir, kendini farklılaştırıcı uygulamaları ortaya koymaya çalışmaktadır. Fakat herkesin kabul ettiği bir gerçek vardır ki, artık rekabetçi ve sürdürülebilir Turizm, ancak çevreye, insana, topluma duyarlı olmakla yapılabilir. Ortaya çıkan tüm projeler, aslında bu duyarlılığın bir sonucudur. Tarihi yarımadada dünyanın sayılı meydanlarından biri olan Sultanahmet Meydanı'nı araç trafiğine kapattırmak için yıllardır verdiğimiz mücadeleyi düşündüğümüzde, Stockholm ve Oslo'da karşılaştığımız uygulamaları kente getirmenin pek de öyle kolay olmadığını kabul etmek durumundayız. Kentlilerin eğitim seviyesinin, uygulamaların başarılı veya başarısızlığında çok önemli bir rol oynadığını kabul etmek gerekir. Fakat bir gerçek var ki, eğer önümüze koyduğumuz büyük hedefleri gerçekleştirecek rekabetçi bir Turizm anlayışını İstanbul'da hayata geçirmek istiyorsak, pek çok uygulamayı tatbik etmeli, hatta bunun ötesinde innovatif pek çok uygulamayı yaratmalıyız. İki konu İstanbul için birinci derecede önemlidir; bir tanesi kentin Turizminin yönetilme meselesidir. Hiçbir gelişmiş dünya Turizm kenti yoktur ki bir Turizm yönetim sistemi olmasın. İstanbul gibi dinamik bir kentin Turizminin ve önceliklerinin Ankara'daki bürokratlar tarafından belirlenmesi ve yönetilmesi, kabul edilecek bir şey değildir. İlk yapılması gereken işlerden bir tanesi, İstanbul'da bir Turizm yönetim modeli oluşturmaktır. Bu yönetim modeli, kamu yerel yönetim ve sivil toplum birlikteliğini sağlayan siyasi etkilerden uzak, çalışır bir model olmalıdır. İkinci olarak, tarihi yarımadanın ve önemli Turizm akslarının trafiksizleştirilmesi ve desantralizasyonun sağlanması gerekir. Bugün kentte yapılan en büyük ulaşım projesi olan Marmaray projesi, raylı ulaşımı teşvik ederek bu imkânı sağlamaktadır. Trafiksizleştirmenin doğal bir sonucu olarak tarihi yarımadayı yoran sektörlerin desantralizasyonu da, otomatik olarak sağlanacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli olay, kentin bu bölgelerinin ruhunu ve sahip olduğu yaşam tarzını kaybetmemesidir.
Çalışmalarınızı özellikle Sirkeci civarında yürütmektesiniz. Bu kapsamda bölgenin ileriki üç yıllık gelişim ve kalkınma planları hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz? Daha doğrusu sizi bu bölgede yatırım yapmaya iten neden neydi?
Sirkeci bölgesi, bulunduğu konum itibariyle İstanbul'un bize göre en önemli Turizm bölgelerinden biridir. Sirkeci bölgesinin önemi bir taraftan denize, bir taraftan tarihi merkezlere, bir taraftan da ulaşım noktalarına çok yakın olmasından kaynaklanır. Bütün bu özellikleriyle doğal bir geçiş noktasıdır. Tabii ki tüm bu özelliklerin ötesinde Sirkeci bölgesi benim doğup büyüdüğüm her yaşam evresinde içinde bulunduğum ve aşkla bağlandığım bir bölgedir. Bu sebeple bu bölgeye karşı kendimi her zaman sorumlu hissettim. Bölgeye yapabileceğim en büyük katkının yıllar içinde sahip olduğum birikimle bölgenin sağlıklı ve sürdürülebilir Turizm yapan rekabetçi bir Turizm bölgesi olmasını sağlamak olduğunu düşündüm. Sirkeci bölgesinde gelişim, İstanbul'un hiçbir başka bölgesinde olmadığı kadar, burada var olan ve benim de içerisinde olduğum sivil toplum örgütü tarafından planlanarak yürütülmüştür. Bölgeye yapılan yatırımların, bölgeye gelen işletmeci ve yatırımcı profilinin özellikle bölgenin gerektirdiği niteliklere sahip olmasına büyük özen gösterilmiştir. Bundan sonraki beş yıllık stratejik planlar da hazırlanmıştır.
Sirkeci bölgesinde hayata geçirmek istediğiniz residance projelerinizin olduğunu biliyoruz. Bu projenin bölgeye katacağı artı değerler neler olacaktır? Sizce bu, o muhitin tarihi dokusu üzerinde herhangi bir tahribata neden olur mu?
Residance projesi, Sirkeci'deki yaşam kültürünün sürdürülebilirliliği açısından güzel bir projedir. Residance'da kalacak misafirler uzun süre konaklayacakları için, Sirkeci'nin ve İstanbul'un yaşam kültürünü benimseyip, yerel hayatı içselleştireceklerdir. Bu da bölgeyi salt Turistik bir yer olmaktan çıkarıp, daha yerleşik hayatın içinde bir yer olarak konumlandıracaktır. Bu durum da gerek sürdürülebilir Turizm açısından, gerek gelecek turist açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Küçük mekânlara, doğru fonksiyonları yükleyip buraları işlevsel kılar.
İşletmeci ve girişimci kimliğinizle, Turizm sektöründe yer almak isteye genç turizmci arkadaşlara ne gibi önerileriniz var? Sizce bu sektörde başarının olmazsa olmazı nedir? Veya yapılmaması gereken en kritik hatalar neler olabilir?
Turizmcilere en büyük tavsiyem, değişime inanan, yeniliklere açık, mücadeleci bir ruhla Turizme katkı sağlayabilecek yeni projeler üretecek şekilde çalışmalarıdır.
Ayrıca, sektör içinde yer alacak her turizmcinin sürdürülebilir Turizmin mantığını benimseyip, vasıflarıyla çevresine rol model olmaları da çok önemlidir.
GENÇ TURİZMCİLER MERKEZ
| Kariyer kahvesi Arşiv | TÜMÜ |
| Lütfi Kırdar Kongre... | 24.3.2011 |
|
1996 yılında, Habitat Konferansı’nın İstanbul’da Lütfi Kırdar’ı da içine alan... devamı >> |
|
| GençTurizmciler Soruyor... | 24.11.2010 |
|
Martı Hotels & Marinas Genel Müdür Yardımcısı Tijen Günyol ile hafta sonu keyifli bir... devamı >> |
|
| GençTurizmciler Soruyor... | 20.10.2010 |
|
Genç turizmciler, değişime inanan, yeniliklere açık, mücadeleci bir ruhla Turizme katkı... devamı >> |
|
| Avantgarde Hotel Genel... | 24.9.2010 |
|
Bu sektöre, turizm sektörüne nasıl girdiğim ise, esasında anlatması kolay çünkü dedem... devamı >> |
|
| GençTurizmciler Soruyor... | 13.9.2010 |
|
Interaktif Röportaj dizimizin bu haftaki konuğu Ünay Türköz. Genç Turizmciler olarak... devamı >> |
|
|
© Kariyergenç İnsan Kaynakları Elektronik Yayın ve İletişim Hizmetleri A.Ş. | Karadeniz Mah. Ertuğrul Gazi Cad. No:4 Küçükköy Gaziosmanpaşa İstanbul, Turkey Tel: +90 212 453 16 07
Türkiye İş Kurumu 31.03.2009 tarih 340 numaralı izin belgesi ile faaliyetlerini sürdürmektedir. |