Avantgarde Hotel Genel Müdürü ile Kariyer Sohbeti

24 Eylül 2010

 

Cenk Göktalay kimdir ? Kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

 

Bu sektöre, turizm sektörüne nasıl girdiğim ise, esasında anlatması kolay çünkü dedem bu sektörün içerisindeydi. Bir zamanlar Alanya'da Altur isimli meşhur bir otel vardı, bunun genel müdürüydü kendisi, daha sonra senelerce de orada çalıştı. Genlerde kanda dolaşıyor bir şeyler ,DNA'lara bulaşmış herhalde irsî. Bir şekilde, gençken böyle bir arzu vardı. Bunu tercih ettim. Enteresan tarafı bugün, sektöründeki veya yeni yetişen, okula giden, turizm okuyan bir çok kişinin ideali önbüroda veya satışta çalışmak, bizim zamanımızda bu çok makul değildi. Bizim gibi hareketli gençler daha çok yiyecek-içecek departmanında çalışmayı tercih ediyorlardı.  Büyük bir ihtimal daha heyecan verici olduğu için, daha renkli olduğu için, daha hareketli olduğu için. Bunlar biraz değişti. Ben turizme ilk olarak Etiler Otelcilikte başladım. Ancak bir sene okuduktan sonra Toronto, Kanada ya taşındım. Yerleştiğim sene itibariyle otellerde çalışmaya başladım. Ondan sonra turizm okulunu, liseyi bitirdim ve ardından Turizm Kolejine gittim. 3 senelik bir kolejdi. Diploma aldığını bir kolejdi nihayetinde, orada çok kapsamlı bir eğitim veriyordu Kanada. Ama bütün bu dönem içerisinde hep çalıştım. Zaten şuna da inandım çalışmadan turizm yapmanın mümkünatı yok. Turizm tecrübeyle alakalı, turizm pratikle alakalı. Çünkü hiçbir şey kitaplarda okuduğumuz gibi olmuyor , uygulaması çok farklı oluyor. Turizmi bitirdikten sonra bir kaç sene daha orada çalıştım. 92 senesinden sonra geri döndüm. Ondan evre çok uzun hikâye tabi. Çırağanda başladım Türkiye'de, Çırağan'dan sonra bodrumda bir otelde yiyecek içeçecek müdürü olarak çalıştım. 2001 de tekrar Çırağan'a döndüm yiyecek içecek direktör yardımcısı olarak çalıştım . Aslında uzun süren bir çalışma hayatı 85 den beri baya olmuş diye düşünüyorum. En son çalıştığım iş yeri Avantgarde'dan önce Les Ottomans'dı. Les Ottomans'ın neredeyse açılışından itibaren çalışmaya başladım genel müdür olarak, orada iki buçuk sene güzel bir çalışma dönemim oldu. Sahibi çok keyifli, zevkli bir insandı. Turizmin ağırlamada gelebileceği en son noktayı tahmin ediyorum orada gördüm. Orada çok fazla dünya çağında meşhur insan ağırladık. Şarkıcılar, aktörler, aktristler, büyük şirketlerin CEO'ları çok meşhur işadamları sürekli otelde konaklamaya geldikleri için, turizmin gerçekten ne kadar kapsamlı, ne kadar detaylı olduğunu bir kez daha görmüş oldum.

 

Turizm çok zor bir sektör, bunu yerinde yapmak gerekiyor. Esasında ben çok sevdiğim için bu işi hiçbir zaman kopamadım. Bir dönem kendi işimi yaptım. fakat turizmde çalışan insanlar artık eninde sonunda tekrar oraya geliyor. Les Ottomans'dan sonra , Avantgarde'in genç yöneticilerinden İsmet Öztanık ile bir vesileyle karşılaştık , o karşılaşma sonucunda da çok iyi anlaştık. Grubun yeni hedefin de biraz daha modern şehir otelciliği var. O da bir ilki Avantgarde otelde, esasında aile için ve şirket için bu çok önemli bir temsil. Zaten bu lokasyonu alırken hedefleri belirlemişlerdi. Esasında çıkan sonuçta istediğimiz oldu. Beklediğimiz kadarı amacına ulaştı çıkan sonuçta. Zaten bu bölge de buna çok müsait. Bugüne kadar böyle geldim.


Yurt dışında çalışmanın ya da okumanın Türkiye'deki kariyerinize etkisi nedir?
Türkiye son 20 sene çok gelişti. Benim yaşım 42 olduğu için 20 sene öncesini biliyorum. Avrupaya, Amerika'ya, Kanada'ya baktığımız zaman gelişimlerine aslında Amerika ve Kanada için konuşuyorum tarihleri çok da eski olmayan ülkeler, çok hızlı yapılanmış ama çok ciddi bir taban oluşturmuş. Bunun sonucunda tabi çok ciddi eğitim sistemleri ortaya çıkmış.Sistemler çok iyi araştırmalar sonucu geliştirilip verilen dersler de tabi bütün bu araştırmaların getirmiş olduğu doğru yaptırımlar üzerine kuruluyor. Tabi o zaman şu ortaya çıkıyor insanlara çok kısa sürelerde çok ciddi bilgi aşılayabiliyorlar. Fakat bunu biligiyi zorlayarak değil kişilerin bilgi algılamasını sağlayarak yapıyorlar. Ezberle iş yapmıyorlar. Maalesef benim Türkiye'de okuduğum dönemlerde her şey ezber üzerine kuruluydu. Ezberlediğinizde neden niçin nasıl olduğunu bilmediğiniz bir sürü bili var beyninizde  fakat bunları nasıl ve nerede kullanmamız gerektiğini bilmiyoruz. Turizm için aslında bu veriler çok da geçerli değil çünkü turizm için verilen bilgiler teorik olduğu kadar pratik olmak zorunda. Türkiye de birçok turizm okulu açıldı aslında gerçekten iyi eğitim almış hocalar ve tabi staj yapılabilecek de bir sürü otel var eskiden benim zamanımda çok az otel vardı 3-4 tane beş yıldızlı otel vardı herkes bunlarda staj yapamayacağına göre... Ama şu bir gerçek ki turizmde bir kişinin başarılı olması için teorik ve pratik bir araya gelmelidir.


Avantgarde Hotel de çalışmak isteyen genç arkadaşlardan,  staj yapmak isteyen genç arkadaşlardan beklentileriniz nelerdir? Ne gibi özelliklere sahip olmalarını istersiniz?


Her şeyden önce çalışmak istemelerini arzu ederim. Çünkü son birkaç senedir gördüğüm hep şuydu, turizmi seçen arkadaşlar aslında özellikle otelciliği seçen arkadaşlar, tahmin ediyorum gerçekten başka seçeneği olmadığı için otelciliği seçiyorlar. Zaten benim duyduğum kadarıyla ki (Ankara'daki  öğretim üyesi olan bir arkadaşımdan duyuyorum) turizm ve otelcilik okuyan gençlerin %80-85 i mezun olduktan sonra turizme yönelmiyorlar. Başka sektörlerde iş arıyorlar. Başka sektörlerde iş buldukları takdirde turizme geçmiyorlar. Bazıları başka sektörlerde iş bulamadıkları için tekrar turizme yöneliyorlar çünkü okudukları veya eğitim aldıkları mevzu bu. Dolayısıyla okulu bitiren %85 arkadaş bu işi yapmak istemiyor. Sadece bir diplomaya sahip olmak için, oldu da ileride ihtiyaç duyarsa bu sektöre girebileceğini bildiği için bu okulu bitiriyor.  Geri kalan arkadaşlar ise, istisnalar hep var. Bakın yeni nesilde bu çalışma arzusu bizim zamanımızdakinden farklı. Turizmde fiziksel çalışmak ağırlıklıdır ve turizmin birçok sektörden farklı olarak haftada altı gün çalışmayı gerektirdiğini de düşünürsek, uzun çalışma saatlerini de düşünürsek, genç arkadaşlar için bu tabi zor bir platform oluşturuyor. O yüzden de tahmin ediyorum bu tarz bir çalışma beklentisiyle  gelmedikleri için zorlanıyorlar.  Gerekli performansı da çoğu zaman gösteremiyorlar. Ama şu da var tabi bunun doğru olduğun söylemek benim için yönetici olarak iyi bir şey değil çünkü biz zamanında çok çalıştık. Günde 15 saat 16 saat çalıştığımız oldu, çok yoğundu. Haftada 6 gün bazen haftanın her günü çalıştığımız oldu. Bunun doğru olduğunu da söylemek çok mantıklı olmaz çünkü çalışma hayatı bu olmamalı . Bir çalışma hayatının bir insan hayatından aşağı yukarı bir 35-40 senesini götürdüğünü düşünürsek , bir insanın 35-40 sene boyunca her gün haftanın 6 günü , günde 12 saat çalışması diye bir şey olamaz. Böyle bir hayat, mantıklı olarak düşünen kimse istemez. İnsan doğasına aykırı. Zaten o yüzden de Avrupa, Amerika, Kanada bunu çözmüş durumda. Tamamı ile bütün her şeyi insanın fiziksel emeğine dayanarak da bir işi yapmak da çok güç olur. Biz bunları yaptık ama bizden sonraki nesil için, turizmde çalışma ortamını daha cazip hale getirebilecek kanunlar, umarım bir gün çıkar. Ve gerçekten de insanlar turizmde keyifle çalışır.

 

Otelcilikte şu dönemde gençlerin yükselmek istediği belirli popüler alanlar var özellikle önbüro ve satış pazarlama gibi. Bu bölümlerde çalışmak isteyen gençlere ne gibi tavsiyeleriniz vardır?



Arkadaşlarımızın bu bölümleri seçmesindeki sebep kolay olmalarını düşünmeleriyse o zaman çok fazla tavsiyede bulunmayayım.  Ancak gerçekten seçmek istemelerinin sebebi o konuya yönelmek istemeleriyse çünkü satış pazarlama farklı bir boyut. Şimdi özetine bakarsak operasyonel tarafında otelciliğin ve turizmin, operasyon tabiki önemli operasyon olmadan tabiki hiçbir şey yok. Ancak daha da başına gidersek satılmamış hiçbir işin operasyonu olmaz, o da tabi satılmamış veya pazarlanmamış.  Esasında iş bir oteli pazarlamak ve satmak. Dünya hangi sektör olursa olsun pazarlama tarafına yöneldiğine göre ve pazarlamanın ne kadar önemli olduğunu anladığına göre bunu kapsayan bir departmanda çalışmak tabiki çok güzel bir şey. Bunun getirisi şu, vermiş olduğu süreç çok önemli çünkü özellikle satış-pazarlamada eğitilen piyasada çok farklı oluyorlar çünkü üretim dünyada her geçen gün artıyor, üretici firma sayısı her geçen gün artıyor fakat bunun satış pazarlamasını yapacak olan insanların eğitilmesi gerekiyor. Tabi bu insanlarda makbul insanlar oluyor çünkü her işin özü satış gerçekleşene kadar esasında gerçekleşiyor. Ondan sonra tamamıyla operasyonel tarafları başlıyor sevkiyat tarafları başlıyor. Amlajlanması var sevkiyatı var rafa konulması var .Sonra da satılması var. Bu arada arkadaşlara tavsiyem neler olur bir kere satış pazarlama gerçekten teknik bilgi gerektiren bir konu otelcililikteki operasyonel departmanlardan daha ağırlıklı olmak üzere pratikten daha ağırlıklı teorik bilgi gerektiriyor.  Teorik bilgiyi de aldıktan sonra yine her zaman olduğu gibi pratikte algılamak uygulamak gerekiyor . İyi okuyucu olması gerekir. İyi yazabilmesi gerekir. Aynı zamanda iyi konuşabilmesi gerekir.  Bu üçünü bir araya koyduğumuzda en azından satış pazarlamada çalışacak bir insanın tabanı oluşur. Ön Büro için biraz farklı. Ön büro yine operasyonel tarafı olarak geçiyor. O da benim yiyecek içecek departmanımdan çok farklı değil esasında. Sadece önbüronun sabit olması fark yaratır. İkisi de birbirinden çok ayrı olmak üzere zordur. Ama önbüro  için kesinlikle turizm okumak gerekmez. Tabiki artıları vardır. Ancak çok iyi lisan bilmek gerekir. Çok iyi algılama yeteneği olması gerekir. Çok önemli kişilerle sürekli muhabbette oldukları için söylediklerini çok iyi algılamaları algıladıklarını çok iyi kullanabilmeleri gerekir. Hatta yapma payı önbüroda çok daha azdır. Çünkü yapılan hatalardan dönmek zordur. Satış pazarlamaya nazaran pratik daha ağırlıklıdır. Eğer sürekli hareketli olmayı seviyorsa kişiler önbüroyu denemeliler.


Şehir otelciliğinden bahsettiniz, hergün yeni bir otel açıldığından bahsettiniz. Şehir otelciliği konsepti artık hemen hemen her şehirde yaygınlaşmakta, İstanbul da her gün neredeyse bir otel açılmakta, İstanbul şehir otelciliğinde kendini çok geliştirmiş bir şehir. Bu anlamda İstanbul'un şuan ki durumunu ve gelecekteki pozisyonunu yorumlayabilir misiniz?


İstanbul çok dinamik bir şehir. Esasında son beş senedir çok daha dinamik. Çok fazla organizasyon İstanbul'da yer alıyor.  Tahmin ediyorum İstanbul son on senedir ondan önceki 30 senede pazarlandığından çok daha iyi pazarlanıyor. Yani başından beri yapılması gereken buydu. Herkes bunu yaparken biz başından beri bunu seyrettik. En sonunda İstanbul ile ilgili ciddi anlamda adımlar atıldı. Kültür başkenti olması belki finansal anlamda çok bir getiri olmasa da, reklam açısından çok ciddi bir getirisi oldu. İstanbul'da bir çok kongrelerin, konferansların yapılması buralara dünyadan bir çok insanın katılması , tabi Türkiye'nin artık sporlarda daha başarılı olması ve çok ciddi dereceler alabilmesi hepsi Türkiye'nin ve İstanbul'un tanıtımında büyük rol oynadı. Tabi otelcilik için ne kadar çok insan gelirse İstanbul'a o kadar çok otel gerekiyor . Tabi dönemleri var İstanbul'un, belirli bir dönem talepler arzlardan daha fazla oluyor, sonra otel sahipleri veya otel yatırımcıları bu talepleri bu talepleri görünce artıyor 3 otel gerekirken 12 otel yapıyorlar bu seferde arz talepten daha fazla oluyor.  Talebin arzdan fazla olmasının bir sıkıntısı yok çünkü siz sonuçta hizmeti verebiliyorsunuz verebildiğiniz kadarını veriyorsunuz ama veriyorsunuz. Sadece şunu düşünüyorsunuz, ben daha fazla para kazanabilirdim, daha fazla iş yapabilirdim, bunu karşılayabilecek yerim yoktu. Öbür tarafta arz talebi geçtiği zaman bu sefer şöyle bir sıkıntı oluyor çok fazla yapı var çok fazla, çok fazla oda var, çok fazla restoran var, ancak bunları dolduracak insan yok. Tabi bunlara senelik olarak bakmak gerekiyor. O zaman da oteller arasında çok adil olmayan rekabetler başlıyor. Esasında o rekabetlerin geldiği nokta Türkiye'ye turizmde zarar verildiği nokta. Bu Antalya'da çok yaşandı son bir iki senedir toparladı ama haksız rekabetlerin, yanlış rekabetlerin sonucunda Antalya çok ciddi sıkıntılar çekti. Her geçen gün kişi başına düşen gelir azaldı.  Bana göre İstanbul'da son birkaç yıldır bu noktaya gelmek üzere. Maalesef şehir otelciliği de bunda en fazla zarar gören çünkü şehir otelciliği yapısal olarak sene boyunca çalışmak zorunda olan oteller harcamalara masraflara daha dikkat edilmesi gereken , çok daha dengeli yönetilmesi gereken oteller. Çünkü Business otel dedikleri büyük şirketlerin konakladıkları oteller esasında şehir otelleri. Gerçi artık herkes her şeye uygun otel yapmaya başladı, bizimkide bunlardan bir tanesi. Tabi daha çok şirketlere yönelik çalışıldığı zaman iş adamlarının ve şirketlerin bütçeleri belli.

O bütçeler zaten kısıtlı, yanlış rekabet yapıldığı zaman oteller birbirinden potansiyelleri çalmak için farklı fiyatlandırmalara gidiyorlar, bu sefer tabi siz ne yapıyorsunuz rakibiniz fiyattan düştü diye sizde düşüyorsunuz. Bu da zincir olarak devam ediyor. Zaten Türkiye'nin her sektördeki sorunu bu şekilde diye düşünüyorum ben. Biraraya gelip biz kendimizi şu şekilde pazarlayalım dünyaya, şu şekilde satalım elimizdeki nimetleri demek yerine, hiçkimse biraraya gelmiyor herkes tek başına hareket ediyor onun sonucunda da tabi yanlış hareketler, yanlış ticari girişimler veya yanlış rekabetler oluşuyor. Ama şehir otelciliği esasında şuanda İstanbul'da en çok iş yapması gereken kavramdı. Çünkü bu şirket konaklamaları aldığı gibi aynı zamanda turist olarak İstanbul'a gelen kişileri de ağırlayabiliyor. Bütün bunların yanında aynı zamanda toplantı gruplarını da alabiliyor. Kongre, konferans da düzenleyebiliyor. Bütün bunları kolektif olarak biraraya aldığımızda çok ciddi bir iş hacmi ortaya çıkıyor. Çünkü sadece olaya veya sadece yiyecek içeceğe dayalı bir sistemde burada bir şeyler ters giderse bunu dengeleyebilecek bir şey yok. Fakat her şeyin yapıldığı bir ortamda bir iki tanesinden ödün versen ya da bir şeyler ters gitse bile onu dengeleyebilecek veya en azından oteli ayakta tutabilecek bazı unsurlar var. O yüzden genel kapsamlı oteller bence İstanbul için çok daha önemli. Yani herkese hitap edebilmeli, herkes için gerekli konforu sunabilmeli. Gelecekte böyle olacağını düşünüyorum. Ben bizim otelimize ve çevremizdeki otellere bakıyorum, oda dekorasyonu ve odanın konforu gerçekten herkese uygun.  Kalite açısında çok kaliteliler, hatta aynı klasmandaki yurtdışındaki birçok otelle kıyasladığınızda Türkiye'deki oteller çok daha kaliteli, hizmet olarak da görsel olarak da kulanım olarak da. Bunlara ek olarak da artık neredeyse bütün otellerde Spa var. Ya spa var ya da fitness center var. Bütün otellerin içerisinde birden fazla restorant var, bar var.  Ya kafesi var ya çok güzel bir pastanesi var. Bu yüzden sırf turizm için otele gelen turistlerde otelde konakladığı zaman bunun keyfini çıkartabiliyor. O ortamdan rahatsız olmuyor. Bir de tabi son dönemde dekorasyon daha çok yani iş hayatındaki kişilere yönelik dekorasyondan çok genel anlamda dekorasyon var, butik tipi oteller. Şunu istiyorlar, geldikleri zaman sade olsun, huzurlu olsun çok fazla kargaşa olmasın, etrafında koşuşturan olmasın, çok fazla ciddi kıyafetli bir insan olmasın bir de nerede oturursam keyif yapabileyim, bundan keyif alabileyim. Bütün gün İstanbul'u dolaşmış turistlerin sonunda döndükleri sığınak otel olarak görülebilir bu oteller. Bütün gün iş stresi geçirmiş iş adamlarının (İstanbul trafiği) sığındıkları yer otel. Sığındıkları noktada eğer istediklerini bulamazlarsa orada sıkıntı var. O insanları mutlu etmek mümkün değildir. O yüzden beklentilerin doğru olması gerekiyor. Daha doğrusu beklentilerin tanımlanması gerekiyor, ona göre de hizmet vermek gerekiyor .

 

Editör:     Bulut Bağcı
Kariyer kahvesi Arşiv TÜMÜ
Lütfi Kırdar Kongre... 24.3.2011

1996 yılında, Habitat Konferansı’nın İstanbul’da Lütfi Kırdar’ı da içine alan... devamı >>

GençTurizmciler Soruyor... 24.11.2010

Martı Hotels & Marinas Genel Müdür Yardımcısı Tijen Günyol ile hafta sonu keyifli bir... devamı >>

GençTurizmciler Soruyor... 20.10.2010

Genç turizmciler, değişime inanan, yeniliklere açık, mücadeleci bir ruhla Turizme katkı... devamı >>

Avantgarde Hotel Genel... 24.9.2010

Bu sektöre, turizm sektörüne nasıl girdiğim ise, esasında anlatması kolay çünkü dedem... devamı >>

GençTurizmciler Soruyor... 13.9.2010

Interaktif Röportaj dizimizin bu haftaki konuğu Ünay Türköz. Genç Turizmciler olarak... devamı >>

© Kariyergenç İnsan Kaynakları Elektronik Yayın ve İletişim Hizmetleri A.Ş. | Karadeniz Mah. Ertuğrul Gazi Cad. No:4 Küçükköy Gaziosmanpaşa İstanbul, Turkey Tel: +90 212 453 16 07

Türkiye İş Kurumu 31.03.2009 tarih 340 numaralı izin belgesi ile faaliyetlerini sürdürmektedir.